(Source: reginaa-phalange)

Reblogged from frie-nds, 34,631 notes, May 22, 2013

Ortalık yine çok karıştı Diego..

Sen nasılsın bu arada? İyi misin görüşmeyeli? İyisindir iyi, ben bilmez miyim seni. Sakin sakin gülüyorsundur çevrene..

Beni hiç sorma.. Savrulup duruyorum günlerin içerisinde.

Mezun olamadığım bir 4 senenin sonunda, üstelik finaller bile başlamamışken; kendi mezuniyet baloma gidiyorum. Hep konuştuğumuz gibi bir elbise aradım geçen gün.. Bulamadım.

Bahsetmiştim hani, aylardır istediğim bir dövme vardı. Onu yaptırdım dün. 4 saat sürdü ve ben o acıya rağmen kalkıp gitmedim masadan. Yok, sandalyeden.. Çok acıdı ama diyim. Hatta bir ara ‘hıı, şimdi anlıyorum dövme yaptırmanın neden pek bu kadar caiz olmadığını, bi insan kendine bu kadar acı çektirir mi lan durduk yere’ diye kısa süreli bir aydınlanma yaşamadım da değil. Şimdi acısı geçti sayılır, krem sürdüğüm ya da arkadaşlarımın unutup! kollarını omzuma attıkları anlar hariç! Bugün yolda pıtı pıtı kaçtım hepsinden neredeyse, değecekler bana diye. Şimdiiii velkam to dı Nurşah’ın alam inşallah da enfeksiyon kapmam günlerine.. Bİz çok eğleneceğiz, burada.. Keşke sen de bilseydin..

Ben bazen.. 

O değil de, burada kimse sana benzemiyor. Çok garip değil mi? Bişi demiyorum ben de artık, Sustum, izliyorum öyle. Günler de çabuk geçiyor. Hiç anlamadım bir hafta nasıl geçmiş, 3 ay nasıl geçmiş. Geçmiş gitmiş, bitmiş işte.. Bir de bakmışsın seneye bugünler gelmiş, ben 5 senenin sonunda mezun oluvermişim.. Kim bilir..

Sana demiştim Diego,. Çok karıştı buralar yine.. Sen hiç bulaşma bana.. En iyisi, sen yine git..Olur mu?

4 notes, May 22, 2013

“Birbirimizin yüzüne bakıyoruz. Sanki az önce, orada bir yerde, kaybettiği anahtarlığı arar gibi.. 

Sonrası biraz bulanık. Başka bir şeyi ararken bulunan bir şey gibi.. Yarım kalmaya mecbur bir sevinç. Elimizde bir bilet var, ama ne tam ne öğrenciyiz. Tanrım bu kare bulmacayı sen hazırlamışsındır umarım. Çünkü çözemedikçe beni sinir eden şey, onu en az benim kadar günahkar birinin hazırladığını düşünmek.

Bir sıkıntıyı anlatmak istedim. Ama bir şeyi başka bir şeye benzetmekten başka bir şey gelmedi elimden. Kaybettiği savaştan sonra yakıp yıkarak geri çekilen ordular gibi. Mağlup olduğu nispette zalim.. Trajik hatamız: Kendimizle ilgilenmeye çalıştık, başka bir şeyle ilgilenemiyoruz artık. Sen çocuk yap kurtul istersen bu dertten; bana da bir bira söyle giderken.”image

4 notes, May 22, 2013

David mi öldü lan ne oldu anlamadım şimdi.

3 notes, May 19, 2013

(Source: reginaa-phalange)

Reblogged from frie-nds, 3,138 notes, May 19, 2013

"Unutmanın acısı ayrılığın acısından farklı. Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasvete. Yani birini er geç unutmaya mahkum olduğunu bilmenin kasvetinden bahsediyorum. Birini yavaş yavaş unuttuğunun bilincine vardığın anların sıkıntısından bahsediyorum. O kişinin parça parça silinip, alakasız hatıraların arasına karışmasından bahsediyorum. Belki de neden bahsettiğimi bilmiyorum, sadece üzülüyorum, vasıfsız keder…"

Emrah Serbes, Erken Kaybedenler  (via kedidirokedi)

Reblogged from kedidirokedi, 45 notes, May 17, 2013

Takımı dağıtmak için aşağıdaki kelimeyi aynen gösterildiği şekilde yaz:

DAĞIT


diye bir yazı çıktı oyuna ilk girdiğimde.. Meğerse çıkmış gitmiş heeerkes takımdan, 2 gündür bakmadığım için de bir ben kalmışım… Ne yapacağım dedim, herkesler yok olmuş bir anda.. Kimse kalmak istememiş, ben de gideyim de bitsin madem dedim. İlk başta da dağıt’amadım. Dapıt yazmışım, olmadı. Sevmiyorsam demek bitmeleri. Sonrasında başarabildim ama..

Bugünlerde de her şey bitiyorsa demek, ne bileyim insanlar gidiyorsa demek.. Güle güle kahkahalarla gelen insanlar hem de, ‘ben şöyle etliye sütlüye dokunmadan gideyim ufaktan olur mu? kusura bakma Nurşahcım, daha da gülemeyeceğim seninle’ diyorlarsa sakin sakin.. Hiçbir şey olmamış gibi..Seslerinde tek bir duygu bile kalmadan, kelimelere rağmen.. Habersiz bile bazen..

Demek de bana yorgun bir günün akşamında sadece dağıt demek kalıyorsa geriye, biraz da hüzünlü..

O zaman madem.. DAĞIT da gitsin.

3 notes, May 15, 2013

Anonymous asked: Yazı stilinizi değiştirmelisiniz bayan...

Aaa, nasıl yani? Nesini beğenmediniz bayım?

0 notes, May 10, 2013

Meraba hıdrellez dileği.. Birazdan seninle beraber çıkıp bir gül ağacı arayacağız.. Bakalım bu garip Bayrampaşa sokaklarında bir adet narin gül bulabilecek miyiz seni yerine bırakmak için.. 
Sen güzel dileksin. Ol tamam mı? 
Görüşürüz..
Dipnotu: Araba değil.

Meraba hıdrellez dileği.. Birazdan seninle beraber çıkıp bir gül ağacı arayacağız.. Bakalım bu garip Bayrampaşa sokaklarında bir adet narin gül bulabilecek miyiz seni yerine bırakmak için.. 

Sen güzel dileksin. Ol tamam mı? 

Görüşürüz..

Dipnotu: Araba değil.

4 notes, May 5, 2013

Kime ulan bu mektup?

“Deliriyorum sanırım” diye başladığımı hatırlıyorum mektubuma tüm ciddiyetimle.. Sonra.. Sonrası yok işte.. Renkler karıştı, sarı mavi gri filan diye salladım gittim. Mektup da mektup diye tutturdu hoca, üstelik intihar mektubu.. Ayna, tarak ve 40 yaşında bir kadın ekseninde dolaşan hikaye, tüm sınıfın da katkıları ile hanım ablanın artık yaşamamak istemesine kadar geldi. Çoluğunu çocuğunu kaybetmiş bu abla, tek yadigar eşinden kalan o ayna imiş.. E hadi dedi o zaman hoca, bir mektup yazın kadının ağzından..

Tamam da, ne bileyim olum, ben hiç intihar mektubu yazmadım ki.. O havaya giremiyorum bir kere, dışarıda mis gibi bir güneş var. Akşam üzeri serinliği. Ben şimdi çıkarım bahçeye bir güzel çayımı içerim, otururuz oh mis kafasındayken intihar mektubu hiç olmadı tabii ki.. Mektubu kime yazacağımı bile kestiremedim. Dünyada adam mı kalmış sanki yanında kadıncağızın da birine mektup bıraksın. Kendi kendine konuşturdum durdum, aynaya, duvarlara, renklere baktırdım. En sonunda da ben gidiyorum deyip gönderdim kadını..

Bu kadar.. Güneşli havada anca böyle yazılır o mektup işte.. Hem bence zaten havalar böyle güzelken insanlar hiç üzülmemeli, öyle mektuplar yazılmamalı. Hep çiçek, ays ti filan olmalı.. Ne bileyim, öyle işte.. 

Bu da böyle bir anımdı.. Neyse, hayatımda hiç inhitar mektubu yazmadım demem.! O değiil de, bizim bahar şenliklerine Şevval Sam geliyormuş. Su çok mu güzel, gelsenize!

7 notes, April 26, 2013

(Source: drake-ramoray)

Reblogged from frie-nds, 4,415 notes, April 21, 2013

Ders çalışıyorum bence ben.. İzlemek oynamaktan sayılmaz çünkü diyim ben size.. Hı hı evet.. 

Ders çalışıyorum bence ben.. İzlemek oynamaktan sayılmaz çünkü diyim ben size.. Hı hı evet.. 

2 notes, April 11, 2013

O la la..

Hazır vizeler de başlıyor bir geleyim bakayım dedim buralara. Ne kadar oldu gelmeyeli, 1 ay mı 2 hafta mı, 20 gün mü… Çok garip, zaman hızlı geçiyor sanki. Bahar geliyor ama gelmiyor da. Gösterip kaçıyor sanırım.. Ben geçen gün kabanımı askıya kaldırıp hırkalarımı çıkarmıştım.. Yarın için tekrar kaban giysem mi diyorum. Kaloriferleri yaktırdım tekrar. Öyle.. 

Bahar geliyor bi de üşüyorsam üzerine.. Olsun gelecek bence yine de.. Güzel olacak hatta.. Bilmiyorum, geçen sene karamsarlıktan ölecek haldeyken bu bahar için ‘güzel olurmuş’ diye düşünüyorum.. Öyle olsun istiyorum ya da.. Umuyorum..

 İşte..

O değil de, başta yalan söyledim lan ! Vizeler başlıyor geleyim bakayım demiştim ya.. Heh, işte o. Oyuna giremedim bir saattir uğraşıyorum, sıkıntıdan attım kendimi buralara..Evet bayım, önümüzdeki günlerde beni bekleyen 12 sınav var ama benim dert ettiğim şey, şu an oyuna bağlanamıyor olmam.. Allah da belamı vermişse demek, sabah beri oyun oynuyorum çünkü.. 

Tüm gün evden de çıkmadım, çenem düştüyse demek.. Birazdan da laptopla ve Aşık Edebiyatı dersi notlarımla konuşmaya başlarım heralde. En büyük kankam onlar oldu zaten artık, hiç ayrılmıyorlar yanımdan..

O yeee. Bay. 

-brandakarbebeğim.-

6 notes, April 8, 2013

. . . . . .